<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-23377139</id><updated>2011-10-16T10:51:25.890+03:00</updated><title type='text'>In vino veritas...</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://onbesgemici.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://onbesgemici.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Desem de inanma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07771132423468262006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SN5lkeAkYuI/AAAAAAAAAA8/ViINfFyTDJo/S220/alley.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>20</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23377139.post-6789841874100459107</id><published>2009-01-04T13:12:00.005+02:00</published><updated>2009-01-04T13:25:25.516+02:00</updated><title type='text'>Issız Adam</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SWCcSy-ki_I/AAAAAAAAABs/1RaHZ6Oopn0/s1600-h/151148.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 124px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SWCcSy-ki_I/AAAAAAAAABs/1RaHZ6Oopn0/s200/151148.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5287397809268755442" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="  line-height: 18px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Güzel bir filmdi. amerikanvari bir kolajlama, bu film için haksız bir betimleme olurdu.. belki o filmlere benzetilebilir.. bunu anlayabilirim, fakat bu karelerin ilk olarak amerikan yapımı duygusal filmlerde kullanılmış olması, bundan sonra dünya üzerinde yapılacak hiç bir filmde bu gidişatın "amerikanvari kareler" sıfatını almadan yayınlanamayacağı anlamına gelmemeli, &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.zamane-sozluk.com/tr/sozluk.asp?x=the+matrix" style="text-decoration: none; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;the matrix&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;'ten sonra &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.zamane-sozluk.com/tr/sozluk.asp?x=bullet+time" style="text-decoration: none; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;bullet time &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;tekniği kullanılan filmlerin, bu filmin kolajı olmadan yayınlanabildiği gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çağan ırmak, bazı duyguları çok iyi gözlemleyip aktarabilme yeteneğine sahip. bu filmde de bunun etkilerini görebiliyoruz. bir erkeğin; evlilik, bağlanma, özgürlüğünü kısıtlama hissiyatını güzel yansıtmış örneğin. ama üzgünüm ki, cemal hünal pek iyi değildi bu konuda. mesela, gerçek hayatta belli tipler vardır, filmde yansıtılmaya çalışılan alper'in hayatını ciddi ciddi yaşarlar. güzel ve kazançlı bir mesleğe sahiptirler, arabaları gayet karizmatiktir, evleri post modern döşenmiştir. kısacası paçalarından fiyaka akar. bir de, alper gibilere özenen, onlar gibi olmaya çalışan çalışan, bunun uğruna sahte davranışlarla, tabiri caizse piç görünmeye çalışarak, kendi benliklerini bastıran tipler vardır. cemal hünal, öyle bir oynadı ki sanki alper gibileri yansıtacağına, farkında olmadan bu kitleyi yansıttı, ya da bana öyle geldi. bunun yanında, melis birkan güzelliğiyle ve sarkık göğüsleriyle dikkat çekti, oyunculuğuna da olumlu not verebilirim. oyuncuları kısa kısa geçiyorum, zira göze batacak bir performansları yoktu.. asıl değinmek istediğim nokta çağan ırmak. bu sebeple, geri dönüş yapıyorum ona.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yukarıda da demiştim, bazı duyguları çok iyi gözlemliyor diye. fakat gelgelelim ki, bu da tek başına yeterli değil tabi ki.. bu duyguları yakalamak ayrı bir yetenek, onları harmanlayabilmek ayrı bir sanattır. zaten, usta yönetmenin farkı da burada ortaya çıkar. gözlem; insani bir yetenektir ve yönetmenlik sanatı değildir, ama bunun için elzemdir. harmanlama ise yönetmeklik sanatıdır ve bir yönetmeni diğerinden ayırıcı niteliktedir. çağan ırmak, bu noktaya ulaşmaya çabalamalı bence. zira, çektiği filmlerde dayanmaya çalıştığı nokta, duyguları yakalayıp onları perdeye yansıtmak. bunları harmanlamayı da becerebilirse, dünya standartlarında bir yönetmen olur, fena da olmaz. bu haliyle, güzel sahneleri olan hoş bir film sadece.. fazlası değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunun yanında, bohemliğin fazlaca gözüne vurulmuş olması da beni huzursuz edici noktalardan biriydi. allah aşkına, kaç insan evinde, eski 45'lik koleksiyonu yapıp, plakla müzik dinliyor bana söyler misiniz? hele ki, mersin'in bağrından kopup, babasının tarlasını zorla sattırıp "sadece bir kaç sene önce" istanbul'a gelmiş bir insanın, bu kısa zaman zarfında; evini post modern döşemesi, şarap içmekten ayrı bir zevk alması ve bu konuda seçici olması, evinde eski 45'liklerden nostaljik bir arşiv bulundurması size de saçma gelmiyor mu? bir insanın, bu saydıklarımdan zevk alabilmesi, bu tercihleri özgür iradesiyle yapabilmesi için, geçmişten gelen belli bir birikimi olması, bu tarz bir kültür ile az çok haşır neşir olmuş olması, örneğin 45'liklerden zevk alabilmesi için yetmişlerin hayatını az çok yaşamış olması, evini post modern döşemesi için de metropolit kültürden fazlasıyla etkilenmiş olması lazım. ama bu adam 30'lu yaşların ya başlarında, ya da daha oraya gelmemiş bile.. yani o bayıla bayıla dinlediği 45'liklerin piyasaya çıktığı vakit daha bebek, belki de henüz doğmamış. ayrıca istanbul'a sedece bir kaç sene önce gelmiş. bu yüzden (şahsi kanaatim), bu adam ya özenti, ya da kurgulanan karakter üzerinde pek fazla düşünülmemiş. evini post modern döşemesini de bir nebze anlayabilirim. hani, &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.zamane-sozluk.com/tr/sozluk.asp?x=entele+veren+hatunlar" style="text-decoration: none; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;entele veren hatunlar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;dan payını almak için yapılan bir girişim olarak algılayabiliriz bunu diyip yırtalım. neticede hayatını mersin'de geçirmiş bir adamın, bu tip "metropolitan" zevkleri edinmiş olmasının mantıklı tek açıklaması, onu başka bir amaç için kullanmak istemesi olarak açıklanabilir sadece. bunu anlayabilirim. fakat anlayamadığım nokta; bu adamın evinde, eski yaşamına ait tek izin, neden sadece annesinin ada'ya gösterdiği eski fotoğraflar olduğu. yani, bu adam babasından, anasından, abisinden hiç mi bir şey görmedi? hiç mi memleket toprağıyla yoğrulmadı? ki, kişiliğinin şekillendiği yılların tümünü taşrada geçirmiş biri için oldukça fazla metropolit bir tip bu alper. kendini eski yaşamından tamamen soyutlamış, gençlik yıllarındaki edinimlerini tamamen çöpe atmış bir adam olarak, filmde yansıtılandan da öte, oldukça derin sorunları da olmalı bu adamın.. kısacası, önceden de belirttiğim gibi; bu alper ya özenti, ya da üzerinde fazlaca düşünülmeden kurgulanmış bir karakter. bunun üzerine zayıf bir oyunculuk da eklenince, izlenmesi pek de hoş olmayan bir tip çıkmış karşımıza. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başka bir konu; duyguların, jest ve mimiklerin gözümüze gözümüze sokulması hastalığı. bu olay, neredeyse gelmiş geçmiş bütün türk filmlerinde, ne yazık ki, mevcut. kişioğlu hangi ruh haline girdiyse, o durumu o kadar göstere göstere yapıyor ki, inandırıcılıktan kilometrelerce uzaklaşıyor. örneğin, gurme amcamızın makarnayı yedikten sonraki surat ifadesi, ya da bıçkın delikanlımızın, berduş bir şekilde elinde sopayla, yaka bağır açık sahilde yürümesi. bir insan, ruh halini giyim şekliyle mi dışa vurur? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;filmde gördüğüm elle tutulur tek içtenlik; annenin, sevgisini göstermeyi beceremeyen oğluna karşı davranışlarıydı. ben de aile ilişkileri bakımından aşağı yukarı aynı tipte bir adamım ve anneme karşı hemen hemen aynı soğuklukta davranırım. annem de o filmdeki anne gibi sürekli çırpınır durur benim için. bunun için sürekli kendimden utanıyorum ama durum böyle, bu ayrı bir konu. filmdeki ana-oğul ilişkisi de benim tipimdeki bir adamın annesiyle yaşadığı türden bir ilişkiyi yansıtması bakımından oldukça sağlam ve yerindeydi diyebilirim (evet, çok sıradan bir ana-oğul ikilisiyiz biz :)) bir de, unutmadan.. düğün sahnesi de oldukça "yerli" idi. bu da filmin artılarından biri, benim gözümde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonuç olarak; bir kaç sahnesiyle akıllarda yer edinebilecek, bunun dışında kısa bir aradan sonra unutulup gidecek bir film ıssız adam. zira, elindeki malzemeyi gişeye değil de içeriğe yönelik kullanmayı seçseydi çağan ırmak, çok daha güzel, çok daha oturaklı bir film yapabilirdi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23377139-6789841874100459107?l=onbesgemici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://onbesgemici.blogspot.com/feeds/6789841874100459107/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=23377139&amp;postID=6789841874100459107' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/6789841874100459107'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/6789841874100459107'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://onbesgemici.blogspot.com/2009/01/issz-adam.html' title='Issız Adam'/><author><name>Desem de inanma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07771132423468262006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SN5lkeAkYuI/AAAAAAAAAA8/ViINfFyTDJo/S220/alley.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SWCcSy-ki_I/AAAAAAAAABs/1RaHZ6Oopn0/s72-c/151148.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23377139.post-1523604777716212527</id><published>2009-01-02T19:21:00.003+02:00</published><updated>2009-01-02T19:49:58.842+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SV5PURkBBNI/AAAAAAAAABk/OsObNPVeyy4/s1600-h/yanndaym1gy7.png"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 134px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SV5PURkBBNI/AAAAAAAAABk/OsObNPVeyy4/s200/yanndaym1gy7.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5286750222309983442" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yürek üşümüş&lt;br /&gt;Kapamış kapılarını,&lt;br /&gt;Onarmak zordur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23377139-1523604777716212527?l=onbesgemici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://onbesgemici.blogspot.com/feeds/1523604777716212527/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=23377139&amp;postID=1523604777716212527' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/1523604777716212527'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/1523604777716212527'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://onbesgemici.blogspot.com/2009/01/bir-kalp-kr-daha.html' title=''/><author><name>Desem de inanma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07771132423468262006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SN5lkeAkYuI/AAAAAAAAAA8/ViINfFyTDJo/S220/alley.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SV5PURkBBNI/AAAAAAAAABk/OsObNPVeyy4/s72-c/yanndaym1gy7.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23377139.post-4559060935034927893</id><published>2008-12-18T09:27:00.002+02:00</published><updated>2008-12-18T09:58:48.143+02:00</updated><title type='text'>Garipso...</title><content type='html'>&lt;div&gt;Kim olduğunu bilen yok...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kim olduğumu bilen yok...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uzakta, çok uzakta bir yerde, kilometrelerin ifade sınırının da dışındasın. Güneş gibi... Ne kadar yol katetsem de...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yaklaşamıyorum bile sana..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yaklaşıyorum...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yaklaşamıyorum...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yaklaşıyorum...&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yaklaşamıyorum...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yaklaşıyorum...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tut elimi...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23377139-4559060935034927893?l=onbesgemici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://onbesgemici.blogspot.com/feeds/4559060935034927893/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=23377139&amp;postID=4559060935034927893' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/4559060935034927893'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/4559060935034927893'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://onbesgemici.blogspot.com/2008/12/garipso.html' title='Garipso...'/><author><name>Desem de inanma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07771132423468262006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SN5lkeAkYuI/AAAAAAAAAA8/ViINfFyTDJo/S220/alley.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23377139.post-3924608490403898181</id><published>2008-09-29T22:19:00.005+03:00</published><updated>2008-09-30T02:10:24.256+03:00</updated><title type='text'>you can't always get what you want</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SOFcY4-9A2I/AAAAAAAAABc/8v8l4icN13o/s1600-h/untitled2.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251580223173755746" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SOFcY4-9A2I/AAAAAAAAABc/8v8l4icN13o/s200/untitled2.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Parçayla veya Rolling Stones'la alakalı bir yazı bekliyorsanız çok beklersiniz. Hayır, Mick Jagger'dan da bahsetmeyeceğim. Hatta, yazının herhangi bir şekilde şarkıyla alakası yok. Başlık bulmakla vakit harcamak istemedim ve dinlemekte olduğum parçanın adını hemen başlığa yapıştırıverdim. Belki yazının geri kalan kısmında birkaç kelimeyle parçaya göndermede bulunabilirim veya yazıyı bir şekilde parçaya bağlarım. Böylece başlık da boşuna atılmış olarak durmaz. Bakalım, yazının gidişatı da nasıl olacak gerçi onu da bilmiyorum ama elbet bir yerden bir girizgah noktası buluruz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hmm... Neden bahsetsem.. Yarın bayram, mesela. Şeker veya Ramazan ne farkeder, bayram değil mi, insanlar bir araya gelmiyor mu (geliyor mu?) Güzel geçmesine kendimizi şartladığımız bir günü, üç beş densizin kendince yaptığı kavram tartışmasına kurban etmeye hiç niyetim yok........&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;..........&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;............................&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hala ne yazmak istediğim hakkında bir fikrim yok.. Gerçi çoğu şey hakkında bir fikrim yok. Örneğin, ne istediğim hakkında en ufak bir fikrim yok. Ne meslek yapmam gerektiği hakkında bir fikrim yok, ki işin komik tarafı bunu söyleyen meslek sahibi bir adam. Hem de hayat garantili! Sadece..... Tarzım değil. Fiziksel açıdan sorunum olmamasına rağmen, düşünsel anlamda pek de kesişmiyoruz mesleğimle. Milyarlarca insanın da bu konuda muzdarip olduğunun farkındayım. Hepsi sistemin suçu, Cliff ölünce Metallica da bitti abi zaten. (aha kayış koptu) İşin garip tarafı, insan sevmediği mesleği yapmak zorunda kalabilir, sonuçta para kazanmak, yaşamını sürdürmek zorundadır, ama zorunlu olarak yaptığı işin yanında her zaman hayalinde bir meslek yatıyordur. Yani, "imkanım olsa şunu olurdum" gibi bir taslak vardır insanların kafasında. Bende o da yok işte. İmkanım olsa ne olacağım hakkında da bir fikrim yok. Mühendislik? Saçma. Bana, afedersiniz ama, çok büyük salaklık geliyor mühendislik. Hele ki, dereceye girip de mühendislik seçen güzel kardeşlerimi aklım almıyor. Üzülüyorum hatta o arkadaşlara. Neden mi? Çünkü en yüksek puanları alıp girdikleri üniversitelerini bitirdikten sonra binbir türlü hayalle, yüksek maaş, mesai sonrası eğlenceler, arabalar, motorlar, istediğin herşeyi elde edebilme hevesleriyle başladıkları serüvende, aynı ÖSS'de kendilerinden kat kat düşük puanlar alan işletmecilerin, iktisatçıların, ya da ÖSS'ye bile girmemiş kişilerin altında maaşlı işçi olarak çalışacakları gerçeğini henüz bilmiyorlar. Nereden bilsinler ki? Para mühendislikte zaten! &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bilmem farkına vardınız mı, ÖSS'de derece yapan gençlerin oldukça büyük bir çoğunluğu mühendislik fakültesi seçiyor. Ben merak ediyorum, acaba ne zaman kendi "isteğini" paranın önüne koyup da bir veterinerlik, bir aşçılık, bir konservatuar, bir öğretmenlik, bir havacılık seçecek gençlerimiz...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Para... Arkadaşlarım, para getirecek mesleği seçmekteki isteğinizi anlıyorum. Ama emin olun, gerçekte istediğiniz şeyin para olmadığını anlamanız çok fazla zamanınızı almayacak. Kendimi koyuyorum ortaya. Maddi açıdan sıkıntım yok. Küçükken sahip olmak isteyip de maddi durumumuzun almamıza izin vermediği şeyleri şimdi rahatlıkla alabiliyorum. Rahatlıkla bir ev kurabilir, hayatıma belli bir standart çerçevesinde devam edebilirim. Ama mutlu muyum? Kesinlikle hayır. Mutlu olabilmem mümkün mü? Pek değil.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Peki mutlu olmak kolay mı? Aslına bakarsanız mutluluk süregelen bir durum değildir, sadece mutlu "an"lar vardır ve bu anlar hayalini kurduğumuz bir gelecekte veya geçmişteki bazı belli noktalardadır. Şimdi ise mutlu değilizdir. Çünkü mutluluk, insanın iradesiyle uyum içindedir ve, yapısı gereği, iradesiyle uyumlu olan hiçbirşey insanın dikkatini çekmez. Bu yüzden mutlu olduğumuz zamanların farkına pek varmayız. Şayet bir şey dikkatimizi çekiyorsa, hayatın normal akışından bizi ayırıp zamanımızı ona harcamaya yöneltiyorsa, bir yerde bir şey "farklıdır". Bu, herşey olabilir ama mutluluk değildir. Tatminsizlik de buradan geliyor. Mutluluğumuz kısa sürüyor hep ve beklentilerimizin hep altında kalıyor farkındaysanız. Acı ise tam tersi, oldukça uzun ve tahminlerimizin ötesinde çıkıyor karşımıza genellikle. Örnek olarak, avını parçalayıp yiyen bir avcının aldığı tatmin duygusu ile avın parçalanmakta iken çektiği acıyı karşılaştırabiliriz. Ya da, ağrıyan dişimizin verdiği sancıyı tüm benliğimizle hissederken, vücudumuzun geri kalan kısmının sağlıklı oluşu, pek umrumuzda olmaz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu yüzden, sahip olduğumuz sürece hayattaki en büyük üç mutluluğu, yani gençlik, özgürlük ve sağlığı fark etmeyiz. Ne zaman bunları kaybederiz, o zaman farkına varırız değerinin, ki bu farkındalık da zaten bunların yokluğu yüzündendir. Alışılmış şeylerdir bunlar. Genç iken gençliğimizin, sağlıklı iken sağlığımızın, özgür iken özgürlüğümüzün farkında değilizdir, çünkü bunlara alışmışızdır ve nasıl ki; bir alışkanlığı zorla terketmek dayanılmaz bir acı veriyorsa(örn. sigara) bu alışılagelmişliğin verdiği aşırı duyarsızlık da alışkanlık durumu ortadan kalktığında aynı oranda acıya dönüşür. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Mutluluk zor be dostlar... Hele ki; hayat her zaman istediğiniz şeyi vermiyor ise(size bir yerde bağlayacağımı söylemiş miydim? :) ) mutlu olmanız daha da zorlaşıyor...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23377139-3924608490403898181?l=onbesgemici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://onbesgemici.blogspot.com/feeds/3924608490403898181/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=23377139&amp;postID=3924608490403898181' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/3924608490403898181'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/3924608490403898181'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://onbesgemici.blogspot.com/2008/09/you-cant-always-get-what-you-want.html' title='you can&apos;t always get what you want'/><author><name>Desem de inanma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07771132423468262006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SN5lkeAkYuI/AAAAAAAAAA8/ViINfFyTDJo/S220/alley.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SOFcY4-9A2I/AAAAAAAAABc/8v8l4icN13o/s72-c/untitled2.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23377139.post-5074764166235965729</id><published>2008-09-28T00:14:00.004+03:00</published><updated>2008-09-28T00:19:08.507+03:00</updated><title type='text'>Haidar Pasha Cemetery</title><content type='html'>Yanlış okumadınız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel bir ismin ingilizceye çevrildiğine, resmi anlamda ilk defa burda şahit oldum. Kanım damarlarımdan çekildi resmen. Burada yapılan işe yakıştıracak kelime bulamıyorum, çünkü hangi kelimeyi kullansam, rezaletin boyutunu anlatmakta yetersiz kalacak, ya da benim kelime hazinem bunu aktarmaya yeterli seviyede değil. Hani geçenlerde onaylanan vakıf yasasıdır, 3 ağustos 2002 yabancılara toprak satışını serbest bırakan yasadır, şudur budur geçiniz efendim. Bu meclis işi değildir ki kimin çıkarı olsun bunda? Bu, düpedüz atalara saygısızlıktır. Geçmişle dalga geçmektir. Bir belediye bunu yapabiliyorsa varın gerisini siz düşünün. İşin garip tarafı, bu İngilizce tabelanın altında, sağında, solunda, üstünde, çaprazında falan hiçbir yerinde Türkçesi de yok. Sanki o mezarlık sadece yabancıların ziyaretine açık. Biz kendi tarihimizi öğrenmesek de olur. Türk tarihi, sadece yabancılara lazım ne de olsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk türk tersanesini kuran, Osmanlı'nın en parlak döneminde devletin üçüncü adamlığına kadar yükselen bir paşa bunu duysaydı, herhalde yattığı yerde bir daha ters dönerdi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23377139-5074764166235965729?l=onbesgemici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://onbesgemici.blogspot.com/feeds/5074764166235965729/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=23377139&amp;postID=5074764166235965729' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/5074764166235965729'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/5074764166235965729'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://onbesgemici.blogspot.com/2008/09/haidar-pasha-cemetery.html' title='Haidar Pasha Cemetery'/><author><name>Desem de inanma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07771132423468262006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SN5lkeAkYuI/AAAAAAAAAA8/ViINfFyTDJo/S220/alley.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23377139.post-8704955695544107306</id><published>2008-09-27T23:46:00.003+03:00</published><updated>2008-09-28T00:02:45.659+03:00</updated><title type='text'>Music &amp; Lyrics</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SN6e2U-1BcI/AAAAAAAAABU/h0WkA0cdx-M/s1600-h/photo_01_hires.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5250808871742932418" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SN6e2U-1BcI/AAAAAAAAABU/h0WkA0cdx-M/s200/photo_01_hires.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Romantik komedi türünün son yıllardaki en güzel örneklerinden biri bu film. Hiç bir şekilde yalanı yok. Ne sıradışı bir durum var, ne de normal bir durum sıradışı gibi gösterilmeye çalışılmış. Ana karakterler bildiğimiz etten kemikten insanlar. Hava basıncı bildiğin 1 atm. sıcaklık oda sıcaklığı. Hiç bir aşırılık, farklılık yok. Tamamıyla "bizim köyden" bir film. Özellikle, 80'lerin sonu ve 90'ların başında dinlediğimiz müziklere benzer kalıplardaki ost, hafızada şekillenmeyen, ama bir şekilde tanıdık gelen bir geçmişi hatırlatıyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Konusu şöyle; Alex Fletcher (Hugh Grant), 80'lerin ünlü grubu pop'ın üyelerinden biridir. Grup dağıldıktan yirmi yıl sonra da Alex şarkılarını söylemeye devam etmektedir, ama artık panayırlarda, eğlence parklarında... Yine de onu çok seven, ismini duyunca bile heyecanlanan hayranları vardır. Alex bu şekilde hayatına devam ederken, menajeri chris (Brad Garrett) ona bomba bir haber getirir. Britney Spears'ı bile geride bırakacak denli meşhur olan Cora Corman (Haley Bennett) Alex'ten bir şarkı yapmasını ister (Cora Corman "pop divası" gibi bir noktaya yerleştirilmiş, Britney Spears ve Shakira'dan bile popüler görünüyor, ama alt metinde onlar gibileri temsil ediyor aslında). Bu, Alex için tekrar meşhur olma fırsatıdır, ama onun için bu sürecin çok zor olacağı açıktır. çünkü şarkıyı yapmak için bir haftadan kısa bir zaman vardır ve gelin görün ki Alex on yıldan fazla bir süredir bir tek şarkı yapmamıştır, üstelik buna kalkışsa bile söz yazma işini de becerememektedir. Şans bu sefer, çiçek sulama işi için gelen Sophie Fisher (Drew Barrymore)'la kapısını çalar Alex'in. Sophie, söz yazmada oldukça beceriklidir, ancak iş ciddi görününce de topuklamaya çalışır. Alex'in yumuşak ısrarları sonucunda Sophie "e hadi bari" şeklinde bir kabulle Alex'in piyanosuna yaklaşır. Gerek Alex'in, gerekse Sophie'nin hayatları, geçmişleri de ufaktan ortaya çıkar. Zaten ikisi de sır saklayacak gururda değildir. Peki müzikler nasıl, lirikler nasıl? Film için işlevsel olarak kullanılıyorlar aslında, ama bence sonradan da dinlenilebilecek kadar hoşlar (Cora Corman'ınkiler hariç tabi). Neticede; eşinizle, sevgilinizle güzel bir akşam yemeğinden sonra evinizde oturup birlikte izleyebileceğiniz güzellikte bir film. Türe olan olumsuz yaklaşımımı da sildi attı. Tavsiye ediyorum ;)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23377139-8704955695544107306?l=onbesgemici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://onbesgemici.blogspot.com/feeds/8704955695544107306/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=23377139&amp;postID=8704955695544107306' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/8704955695544107306'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/8704955695544107306'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://onbesgemici.blogspot.com/2008/09/music-lyrics.html' title='Music &amp; Lyrics'/><author><name>Desem de inanma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07771132423468262006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SN5lkeAkYuI/AAAAAAAAAA8/ViINfFyTDJo/S220/alley.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SN6e2U-1BcI/AAAAAAAAABU/h0WkA0cdx-M/s72-c/photo_01_hires.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23377139.post-2962176930571684492</id><published>2008-09-01T14:15:00.003+03:00</published><updated>2008-09-01T14:40:04.519+03:00</updated><title type='text'>Yazar...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SLvTerPmcXI/AAAAAAAAAAk/NEYZYc0chOA/s1600-h/untitled.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5241015115333398898" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SLvTerPmcXI/AAAAAAAAAAk/NEYZYc0chOA/s320/untitled.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sanırım kırk fırın ekmek yesem de alamayacağım sıfattır bu. Çalışıyorum ama olmuyor, yansıtamıyorum bilader. İçimden geçen duyguyu düşünceyi aynı yoğunlukta aktaramıyorum bir türlü. Bulamıyorum kelimeleri. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aşık mı oldum? İçimden öyle duygular geçiyor ki, normal bir insan bunu hissetse korkar benden "bir insan bu kadar çok sevilir mi? obsesif misin sen?" diye. Yazıya dökmeye çalışıyorum, bunu herkes bilmeli diyorum, klavyeye elimi uzattığımda zihnim durgunlaşıyor ve ne yazacağımı bilemez oluyorum. İçimdeki duygular ise birden, parça pinçik durumda, zihnimin derinliklerinde serseri mayın gibi alakasız bir şekilde salınıyor. Toplayamıyorum. Parçaları birleştiremiyorum. Yapmaya çalışıp ortaya birşeyler döktüğümde de duygularımla alakası olmayan, içtenlikten uzak, samimiyetsiz, ya da benim beklediğim samimiyetten kilometrelerce ötede bir yazı çıkıyor karşıma. Küfredip siliyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir kitap mı okudum? Okuduğum fantazyaların içinde kendini yücelttiğine inandığım bir eseri "nasıl eder de başkalarına uygun bir dille, beğendiğim ve eksik bulduğum yönlerini de aktararak, biraz da kendi düşüncelerimi ekleyerek sunabilirim" diyorum. Bunlar aklımdan geçerken; kitabı okuduğum zaman içinde bulunduğum ruh halini, kitabın dünyasında nasıl da kaybolduğumu, kitaptan ne kadar zevk aldığımı da eklemenin yollarını arıyorum, ama elimi klavyeye uzattığım an, kitapla ilgili tüm imgelemler zihnimden uçuyor. Arıyorum kelimeleri, bulamıyorum...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23377139-2962176930571684492?l=onbesgemici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://onbesgemici.blogspot.com/feeds/2962176930571684492/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=23377139&amp;postID=2962176930571684492' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/2962176930571684492'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/2962176930571684492'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://onbesgemici.blogspot.com/2008/09/yazar.html' title='Yazar...'/><author><name>Desem de inanma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07771132423468262006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SN5lkeAkYuI/AAAAAAAAAA8/ViINfFyTDJo/S220/alley.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SLvTerPmcXI/AAAAAAAAAAk/NEYZYc0chOA/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23377139.post-4586348190066531603</id><published>2007-08-31T00:26:00.002+03:00</published><updated>2008-09-27T23:14:10.519+03:00</updated><title type='text'>30 Ağustos Zafer Bayramı</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/Rtc4CTFMUcI/AAAAAAAAAAc/RW4yjQwwtjE/s1600-h/Ataturk35%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5104610314780692930" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/Rtc4CTFMUcI/AAAAAAAAAAc/RW4yjQwwtjE/s200/Ataturk35%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sonunda bugünleri de görebilmek nasip oldu...5 yıldır acısıyla tatlısıyla, zoruyla kolayıyla okuduğum okuldan, gün itibariyle mezun oldum. Günler süren tören provaları, yürüyüşler, koşuşturmacalar arasında; aslında bu yoğun tempoya kendimi kaptırıp olayın tadını çıkarmayı unuttum diyebilirim. Ama sonuç olarak mutluyum. İnsanın, çalışmalarının karşılığını görmesi gibisi yok, bunu bir kez daha anladım. Mezuniyet töreninden bahsedecek olursak; cumhurbaşkanından, genelkurmay başkanına, devlet erkanından hemen herkes oradaydı. Dereceye giren mezunlara diplomaları verilirken, cumhurbaşkanının diploma vereceği esnada normal olarak alkışlandı. Sırasıyla meclis başkanı, başbakan ve genelkurmay başkanı onu takip etti. Genelkurmay başkanı, okul dördüncüsüne diplomasını vermeye geldiğinde feci bir alkış tufanı koptu, ki burada verilen mesajı aldık biz. Bunun dışında kuvvet komutanları da kopan bu alkış tufanından paylarına düşeni aldılar. Başka bir dikkat çeken nokta ise, okul komutanının töreni açış ve kutlama konuşması esnasında, içinde "laik" kelimesi geçen cümlelerin sonunda, nedeninin anlaşılması güç olmayacak şekilde tekrar tekrar kopan alkışlardı. Komutanlar ile devlet erkanı arasındaki soğukluk da dikkatten kaçmayan başka bir nokta idi, ki Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ'un, okul sekizincisine diplomasını verdikten sonra yerine geçerken cumhurbaşkanına verdiği selamı bana bir asker verse, küfür olarak algılardım herhalde. Bunun gibi birkaç ayrıntının dışında, tören programını sunan şahsiyetin, isimleri okurken sayın kelimesini ünvanlarından önce kullanıp durması -örneğin sayın cumhurbaşkanı abdullah gül dedi, doğrusu cumhurbaşkanı sayın abullah gül olacak- ve bunu bütün isimlerde yapması, dil kullanımı konusundaki hassasiyeti tavanda olan beni ileri derecede uyuz etti. Uzun süre ayakta hareketsiz beklemenin verdiği yorgunluk ve sinirle, durduğum yerden adama en içten dileklerimi gönderdim sürekli. Sonuç olarak; mezuniyetime sonunda kavuştum. Hayatım bu noktadan sonra daha kolay bir hal almayacak, aksine vereceğim her karar artık sadece beni değil, benim sorumluluğuma verilecek olan insanları da önemli derecede ilgilendirecek. Bu sorumluluğun bana bindirdiği yük oldukça ağır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulusumuzun kurtuluşunun tarihe damgasını vurduğu, Türk'ün kurtuluş mücadelesinin, dünyanın özgürlüğünün peşindeki tüm halklarına örnek olduğu şu günde hepinizin bayramını kutluyor, saygılarımı sunuyorum dostlarım. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23377139-4586348190066531603?l=onbesgemici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://onbesgemici.blogspot.com/feeds/4586348190066531603/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=23377139&amp;postID=4586348190066531603' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/4586348190066531603'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/4586348190066531603'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://onbesgemici.blogspot.com/2007/08/30-austos-zafer-bayram.html' title='30 Ağustos Zafer Bayramı'/><author><name>Desem de inanma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07771132423468262006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SN5lkeAkYuI/AAAAAAAAAA8/ViINfFyTDJo/S220/alley.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/Rtc4CTFMUcI/AAAAAAAAAAc/RW4yjQwwtjE/s72-c/Ataturk35%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23377139.post-8173350638777066824</id><published>2007-07-28T16:55:00.000+03:00</published><updated>2007-07-28T17:19:15.031+03:00</updated><title type='text'>Kofti Gotik...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/RqtO2y4CKUI/AAAAAAAAAAU/32LRx4r-qJ8/s1600-h/gothic-girl-with-cross.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5092250506949175618" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/RqtO2y4CKUI/AAAAAAAAAAU/32LRx4r-qJ8/s200/gothic-girl-with-cross.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neden bu yazıyı yazdım bilmiyorum... Sanırım insanların içinde bulundukları duruma karşı benim tepkim bu. Buyrun:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında büyükşehirlerde sıkça rastlayacağınız tiplemelerdir bunlar. Metal müzik dinleyen kızların büyük bir çoğunluğunu oluştururlar. Ortamları, insan ilişkilerinin en kirli, en pis yüzünü gösteren tipte ortamlardır. Şöyle diyeyim, yeni konuşmaya başladıkları bir erkekle kapıdan, amiyane tabirle, yiyişerek çıkma ihtimalleri, gözünüzü korkutacak derecede fazladır. Tipleri bellidir. Siyah veya kızıl saçları vardır. Ayaklarına terlik veya spor ayakkabı denen şeyi geçirmeleri, onları kötürüm bırakır. Bu yüzden de bordo converse'lerini ayaklarından çıkarmazlar. Onları bu ayakkabılarıyla gömmeliyiz ki şeytana giden yolda tökezlemesinler. Nasıl olsa şimdi hell yeah!! zamanı. Bu ayakkabıların dışında olası bir ayakkabı çeşidi de bottur. Yazın kavurucu sıcağında bile giyilebilir, cehennem azabını köküne kadar hissedebilmek için. Bu kısmın üzerinde kesinlikle siyah bir pantolon veya etek bulunur. Bu, artık metalci üniformasının vazgeçilmezidir. Üzerine mevsime göre tür değiştiren ama renk değiştirmeyen bir giysi kullanılmak suretiyle üniformanın şanı korunmuş olur. Tırnaklar default olarak siyah veya kısmen de olsa bordo oje ile renklendirilmiş, saçlar ise buna uygun olarak boyatılmıştır. Makyaj ise, çok şaşıracaksınız biliyorum, siyah renktedir. Gözlerine çektikleri far, sıkı durun, siyah renkte olmak zorundadır yoksa bara girişte güvenlik güçlerince geri püskürtülürler. müzik anlayışlarına değinecek olursak (yok öyle birşey) daha elim ve daha vahim sonuçlarla karşılaşmamız işten bile değildir. Bu arkadaşlar, müzik yapan grupları dinleyip kenara atılacak varlıklar olarak görmektedirler. Örneğin bu tipten bir arkadaşa Iron Maiden dersiniz, alacağınız cevap, "ohooo biz onları çoktan bitirdik" olur. Yani bu arkadaşlara göre, müzik ruha hitap ettiği için değil, dinlenip bitirilip, bir kenara atılması için uygulanan bir aktivitedir. Bir de başka bir amacı vardır bu müziği dinlemenin : ortamlarda muhabbete fransız kalmamak. Bunun için de grup adlarını ezberlerler, ama şarkıları bilmezler. Yapılan kontrollerde, sevgilisiyle "ikimizin şarkısı" dediği şarkının sözlerini görünce bu ne lan! tepkisi veren kofti gotikler olduğu tespit edilmiş ve hemen oracıkta oha falan olunmuştur. Buradan da anlaşılacağı gibi, bu insan formları müziğin ana amacının yakınından bile geçememiş, hayatın bu yönünü yorumlamayı becerememiş ve daha da kötüsü, benimsemediği bir hayat biçimini sürdürmeye devam ederek aslında kendi kendilerini tanıma olanaklarının da önüne geçmişlerdir. Zararın neresinden dönülse kardır diyip, bu arkadaşları dinledikleri şarkıların sözlerine de bir göz atmalarını salık veriyor ve anlamlı bir seçkiyle yazımıza son noktayı koyuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.zamane-sozluk.com/tr/sozluk.asp?x=hallowed+be+thy+name"&gt;hallowed be thy name&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.zamane-sozluk.com/tr/sozluk.asp?x=master+of+puppets"&gt;master of puppets&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.zamane-sozluk.com/tr/sozluk.asp?x=lethe"&gt;lethe&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.zamane-sozluk.com/tr/sozluk.asp?x=fade+to+black"&gt;fade to black&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.zamane-sozluk.com/tr/sozluk.asp?x=painkiller"&gt;painkiller&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.zamane-sozluk.com/tr/sozluk.asp?x=this+was+my+life"&gt;this was my life&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.zamane-sozluk.com/tr/sozluk.asp?x=the+nomad"&gt;the nomad&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.zamane-sozluk.com/tr/sozluk.asp?x=to+bid+you+farewell"&gt;to bid you farewell&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.zamane-sozluk.com/tr/sozluk.asp?x=wish+you+were+here"&gt;wish you were here&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.zamane-sozluk.com/tr/sozluk.asp?x=insanity+s+crescendo"&gt;insanity s crescendo&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23377139-8173350638777066824?l=onbesgemici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://onbesgemici.blogspot.com/feeds/8173350638777066824/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=23377139&amp;postID=8173350638777066824' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/8173350638777066824'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/8173350638777066824'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://onbesgemici.blogspot.com/2007/07/kofti-gotik.html' title='Kofti Gotik...'/><author><name>Desem de inanma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07771132423468262006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SN5lkeAkYuI/AAAAAAAAAA8/ViINfFyTDJo/S220/alley.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/RqtO2y4CKUI/AAAAAAAAAAU/32LRx4r-qJ8/s72-c/gothic-girl-with-cross.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23377139.post-8600778192724026592</id><published>2007-07-17T16:22:00.001+03:00</published><updated>2008-09-27T23:21:05.842+03:00</updated><title type='text'>Transformers</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/RpzIa4hWzYI/AAAAAAAAAAM/vWAQOpNPFNo/s1600-h/transformers_logo.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5088162043196263810" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/RpzIa4hWzYI/AAAAAAAAAAM/vWAQOpNPFNo/s200/transformers_logo.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Çocukluk günlerimizin vazgeçilmez çizgi filmlerinden birinin daha filmi çekildi. Hangimiz oyuncak arabalarımız Optimus prime veya Bumblebee olmadan bir çocukluk geçirdi ki? Sabırsızlıkla beklediğim bir filmdi bu. Ve beklediğime değdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Transformers, Bu sene izlediğim en iyi film. Mükemmel görsel efekleriyle ve temponun sürekli yüksek tutulmasıyla gerçekten Michael Bay'in en iyi filmi. Pearl Harbor 'la bunu yapan aynı yönetmen nasıl olabilir diye düşünüyor insan. Filmdeki en güzel unsur ise haliyle Megan Fox. Espriler ise gayet yerinde ve çok güzel kullanılmış. Örneğin, Bumblebee'nin radyodan çaldığı "Who's gonna drive you home?" ve "Baby turn back!" parçaları harika noktalardı. Ama filmin bazı yerlerin havada kaldığını söylemeden geçemeyiz. Mesela sinyali çözen sarışın hatun ve yanındaki zenci eleman, ikinci bölümde bir anda kayboluyor ve doğru düzgün bir görev verilmiyor onlara. Bunun dışında 10000 yıllık uykusundan uyanan Megatron, hemen ingilizce konuşmaya başlıyor. Oysa ki, Optimus Prime'a İngilizce'yi nerede öğrendiği sorulduğunda internet demişti??&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşeye rağmen verdiğim paraya değdi. Gerçekten eğlendiğimi hissettim, uzun bir zamandan sonra. Gidin izleyin ve mümkünse sinemada izleyin çünkü o efeklerin tadı ancak sinemada çıkar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23377139-8600778192724026592?l=onbesgemici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://onbesgemici.blogspot.com/feeds/8600778192724026592/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=23377139&amp;postID=8600778192724026592' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/8600778192724026592'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/8600778192724026592'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://onbesgemici.blogspot.com/2007/07/transformers.html' title='Transformers'/><author><name>Desem de inanma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07771132423468262006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SN5lkeAkYuI/AAAAAAAAAA8/ViINfFyTDJo/S220/alley.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/RpzIa4hWzYI/AAAAAAAAAAM/vWAQOpNPFNo/s72-c/transformers_logo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23377139.post-117087379102939874</id><published>2007-02-07T20:41:00.000+02:00</published><updated>2007-02-07T20:43:11.030+02:00</updated><title type='text'>Yazmak</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/1563/2394/1600/566254/kalem.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger/1563/2394/320/949059/kalem.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uzun bir aradan sonra tekrardan yazmaya karar verdim... Yazmak güzeldir ve sanırım bunu bırakmanın imkanı yok. Çünkü insanın, kendini bir şekilde ifade etmesi, içindekileri dökmesi gerekiyor. Bu bana keyif veriyor. Yazmak… Yazmayı seviyorum ve aranızda olmaktan mutluyum. Daha ne diyebilirim ki. Tekrar hoş bulduk J&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23377139-117087379102939874?l=onbesgemici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://onbesgemici.blogspot.com/feeds/117087379102939874/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=23377139&amp;postID=117087379102939874' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/117087379102939874'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/117087379102939874'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://onbesgemici.blogspot.com/2007/02/yazmak.html' title='Yazmak'/><author><name>Desem de inanma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07771132423468262006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SN5lkeAkYuI/AAAAAAAAAA8/ViINfFyTDJo/S220/alley.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23377139.post-117087365059095395</id><published>2007-02-07T20:34:00.000+02:00</published><updated>2007-02-07T20:40:50.590+02:00</updated><title type='text'>Tatil</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/1563/2394/1600/580785/index.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger/1563/2394/320/28065/index.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hep istenen şeydir tatil. Hakkında, karşı koyamayacağımız bir sebepsizlikle, sayısız hayaller kurarız hep. Sıcak bir havada postu sermek, sevdiklerinin yanında bulunmak, sobanın karşısında kitap okumak… Kişiden kişiye değişir nasıl olacağı. İnsan bu, milyon tane düşünce var tabi aklında. Bendeniz de, tahminleriniz üzere, tatildeyim efendim. Hatta bitirmek üzereyim diyebilirim, çünkü dört günüm kaldı okula dönmeye. Peki, geçen günlerimi nasıl yaşadım? Plansızlık ve parasızlığıma, iflah olmaz üşengeçliğim de eklenince, evde tıkılı kalıp dizilere adadım kendimi. Heroes, Jericho, Surface, animeler derken günler geçti ve tatili bitirme noktasına kadar geldim. Pişman mıyım? Evet, ama imkansızlıkların sebep olduğu bir durumda olduğum için pek de takmıyorum açıkçası. Ha tamamen boş mu geçirdim? Tabi ki hayır. Pentagram konserine gittim, ki ayrıntılı bilgiyi yine başka bir yazıda aktaracağım, Adapazarı’nın eşsiz güzelliklerini ve anlayışlı(!) şoförlerini gördüm, tanıdım. Yani kısacası, yaptım bir şeyler. Siz ne yaptınız? Ondan haber edin hele…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23377139-117087365059095395?l=onbesgemici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://onbesgemici.blogspot.com/feeds/117087365059095395/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=23377139&amp;postID=117087365059095395' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/117087365059095395'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/117087365059095395'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://onbesgemici.blogspot.com/2007/02/tatil.html' title='Tatil'/><author><name>Desem de inanma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07771132423468262006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SN5lkeAkYuI/AAAAAAAAAA8/ViINfFyTDJo/S220/alley.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23377139.post-117087323086038711</id><published>2007-02-07T20:23:00.000+02:00</published><updated>2007-02-07T20:46:23.490+02:00</updated><title type='text'>Pentagram Konseri</title><content type='html'>Herşey, 30 Ocak günü, Adapazarı’nda biletix satış noktası bulunmaması yüzünden İzmit’e gidişimizle başladı. Sabancı Kültür Merkezi’ndeki satış noktasından biletlerimizi aldıktan sonra, arkadaşım Alperen ve ben, konser gününü beklemeye koyulduk. Bekleyişimiz 4 Şubat günü son buldu ve biz büyük umutlarla Adapazarı – Haydarpaşa hattındaki trene binerek yola koyulduk. Yolculuk boyunca maksimum dozda müzik ile zihnimizi şarj ettik tekrardan. Fotoğraf makinelerimiz de hazır ve pillerimiz de tamdı, yedek pilleriyle beraber tabi ki. Yol boyunca, sanayi tesisleri gördük. Arada sırada, duraklardan siyah giyimli, her halinden metal müzik dinlediği belli olan insanlar da bindi trene, konsere geliyorlardı onlar da. Neyse efendim vardık Bostancı’ya, indik, gezdik, bir şeyler atıştırdık ve Bostancı Gösteri Merkezi’nin yolunu tuttuk. Ortam, deyim yerindeyse, mahşer kalabalığı gibi kaynıyordu. Her tarafta siyah giyimli gençler bulunuyordu, ki bu gençlerin azımsanamayacak bir çoğunluğunu 18 yaş altı kitle oluşturuyordu. Bunları, oradan oraya koşuşturmalarından ve bağırıp çağırışmalarından anlayabilmek mümkündü. Durumu anlamaya çalışarak biraz bekledikten sonra sıraya girdik. Biletler bedavaya gelmişti, bu yüzden karaborsada 60 milyona kadar çıkan bilet fiyatlarını duyduğumuzda biletleri satıp geri dönme fikriyle bocalandık bir an J Sonra Pentagram aşkı ağır bastı ve girmeye karar verdik. İçeriye girdikten sonra, montlarımızı vereceğimiz vestiyerde ilk mücadelemizi başarıyla verdik. Ama vestiyerin paralı oluşu (gözünü seveyim Saklıkent) kötü bir ayrıntı. Bundan sonra konser salonuna girdik ve bir hayli kalabalık bir ortamla karşılaştık. Konser başlamadan hemen önlerde bir yere yerleşebilmek için mücadeleye başladık. En ön sıranın 4-5 kişi arkasına kadar güç bela ilerledik, ve açık konuşayım, ellenmedik yerim kalmadı. Bu yere vardığımızda daha da ileri gidemeyeceğimizi anladık ve orada kalmaya karar verdik. Birden etrafıma bakınca, 18 yaş üstü pek fazla kişi olmadığını ve çevremde bulunan çoğu kişinin ipini koparıp o konsere geldiğini fark ettim, çünkü gözü dönmüş bir şekilde pogo yapmaya başlamışlardı. Pentagram bir thrash grubudur ve thrash konserlerinde pogo yapılmaz. Metal müzikle biraz ilgilenen bir insan bile bilir bunu. Ama o ortamda bulunan arkadaşlarım, herhalde içeriği yanlış kapmış olacak ki, bir biten pogo dalgasının arkasına, misilleme niyetine diğer bir pogo dalgasına başladılar. Bu dalgalar silsilesi yaklaşık 15 dakika kadar sürdü ve arada hoşaf olduk resmen, pogo olayının da afedersiniz, boku çıktı. Bu dakikadan sonra konser başladı da kurtulduk diye sevinirken, yanlış düşündüğümüzü, üzücü bir şekilde anladık. Nefes almanın bile güçleştiği bir ortamda bulduk kendimizi ve hemen geri çekilmeye karar verdik. Arkaya doğru yol alırken No one wins the fight çalıyordu. Allahtan geri geldiğimizde fazlaca bir şey kaybetmeden dinleyebildik. Daha sonra “Şeytan bunun neresinde” çaldılar ve “bir” ile beraber kesintisiz dinleyebildiğim iki parçadan biriydi, sonuna kadar eşlik ettik haliyle. Ama dertler arka tarafta da bizi bırakmadı. Çünkü konsere değil de ortam yapmaya geldiklerini tahmin ettiğimiz, hem yaşça hem de boyca küçük kızlar, zaten sıkışık olan ortamda ikide bir bizi rahatsız ederek oradan oraya geçmek suretiyle seyir zevkimizin içine ettiler. Headbang yapacağım diye sağdakine soldakine kafa atan mı ararsınız, şarkıya eşlik edeceğim diye tükürük saçanları mı? Konserin en ilginç olaylarından biri de, grubun ilk iki albümünün vokali olan Ogün Sanlısoy’un sahneye çıkması sırasında “popçular dışarı” diye tezahürat yapılmasıydı, ki tahminimce bunu yapan güruh, grubu, Anatolia ve Unspoken’dan ibaret sanan genç tayfaydı. Allahtan, Ogün buna aldırış etmeden çıktı ve iki şarkı arka arkaya patlattı. Bağıranlara da kapak olmuş oldu. Sonuç olarak konseri bitirdik. Dışarı çıktığımızda gördüğümüz, yaşça bizden büyük olan orta yaşlı insanlar, ki oldukça kalabalıklardı, konserdeki çocuklarını almaya gelen anne babalarmış. Buradan da içerideki genç popülasyonu hesaplayabildik bir nevi. Sonra da Adapazarı’na geri döndük. Ama pek güzel bir konser deneyimi olduğunu söyleyemeyeceğim ve bir kez daha 18 yaş sınırı konulmasındaki ısrarımı tekrar edeceğim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23377139-117087323086038711?l=onbesgemici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://onbesgemici.blogspot.com/feeds/117087323086038711/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=23377139&amp;postID=117087323086038711' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/117087323086038711'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/117087323086038711'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://onbesgemici.blogspot.com/2007/02/pentagram-konseri.html' title='Pentagram Konseri'/><author><name>Desem de inanma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07771132423468262006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SN5lkeAkYuI/AAAAAAAAAA8/ViINfFyTDJo/S220/alley.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23377139.post-115084204172234022</id><published>2006-06-21T00:06:00.000+03:00</published><updated>2006-06-21T01:20:41.766+03:00</updated><title type='text'>Yol bekler bizi...</title><content type='html'>Evet... Ben de gidiyorum buralardan. Yeni bir şehirde tekrar görüşmek dileğiyle yarın yola çıkacağım. İzmir'deki arkadaşlara sesleniyorum : Şehrin anahtarını almaya geliyorum :P All your base are belong to us! Şaka bir yana, gelince müsait bir zaman ayarlayın görüşelim (mael, çağlayan,başka kim varsa)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arada bir yazarım herhalde bloga.. Zaten kimse yorum yazmıyor, depresyona soktunuz beni... Küstüm, ağlayacağım :P maksadımdan katiyyen mani edemezsiniz beni :D&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23377139-115084204172234022?l=onbesgemici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://onbesgemici.blogspot.com/feeds/115084204172234022/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=23377139&amp;postID=115084204172234022' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/115084204172234022'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/115084204172234022'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://onbesgemici.blogspot.com/2006/06/yol-bekler-bizi.html' title='Yol bekler bizi...'/><author><name>Desem de inanma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07771132423468262006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SN5lkeAkYuI/AAAAAAAAAA8/ViINfFyTDJo/S220/alley.jpg'/></author><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23377139.post-114942778497110127</id><published>2006-06-04T15:07:00.000+03:00</published><updated>2006-06-04T16:29:45.026+03:00</updated><title type='text'>Altını Çizdiklerim</title><content type='html'>Kadın dostlarımızın Napolyon Bonapart'la şu ortak yönleri vardır ki herkesin başarısızlığa uğradığı yerde başaracaklarını sanırlar hep.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                                             &lt;strong&gt;(Albert Camus - Düşüş)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;"Aslında," dedi Mustapha Mond, "siz mutsuz olma hakkını istiyorsunuz."&lt;br /&gt;"Öyle olsun," dedi Vahşi, meydan okurcasına, "Mutsuz olma hakkını istiyorum."&lt;br /&gt;                                                         &lt;strong&gt;(Aldous Huxley - Cesur Yeni Dünya)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kötü'ye bir kere kapılarını açmaya gör, kendisine inanılmasını beklemez artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafesin biri kuş aramaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                                   &lt;strong&gt;(Franz Kafka - Aforizmalar)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Demek ki uygun birşeyler talep etmem gerekiyorsa, yerinde ve münasip bir şeyler, şunu talep ediyorum : Pyrtaneion'da ücretsiz yemek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                                &lt;strong&gt;(Platon - Sokrates'in Savunması)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İntihar eden kişi,hapishanenin avlusunda darağacı kurulduğunu gören, bu darağacının kendisi için kurulduğu kuruntusuna kapılıp, geceleyin hücresinden kaçarak kendini asan bir tutukludur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                       &lt;strong&gt;(Franz Kafka - Mavi Oktav Defterleri)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Biz, yabanda ağlayan tuhaf bir azınlığız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                                 &lt;strong&gt;(Ray Bradbury - Fahrenheit 451)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Siyahlı adam çölde kaçıyordu. Silahşor da peşindeydi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                                             &lt;strong&gt;(Stephen King - Kara Kule)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;"Ben salak kutusuyum. Ben tv'yim. Ben her şeyi gören göz ve katot ışının dünyasıyım. Ben gaf tüpüyüm. Ben ailelerin tapınmak için önünde toplandıkları küçük sunağım.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sen televizyon musun, yoksa televizyondaki biri mi?''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tv bir sunaktır. Ben insanların adına kurban verdikleri şeyim.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ne kurban ederler?" diye sordu gölge.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çoğunlukla zamanlarını. Bazen birbirlerini..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                           &lt;strong&gt;(Neil Gaiman - Amerikan Tanrıları)&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23377139-114942778497110127?l=onbesgemici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://onbesgemici.blogspot.com/feeds/114942778497110127/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=23377139&amp;postID=114942778497110127' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/114942778497110127'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/114942778497110127'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://onbesgemici.blogspot.com/2006/06/altn-izdiklerim.html' title='Altını Çizdiklerim'/><author><name>Desem de inanma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07771132423468262006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SN5lkeAkYuI/AAAAAAAAAA8/ViINfFyTDJo/S220/alley.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23377139.post-114884523539923184</id><published>2006-05-28T22:33:00.000+03:00</published><updated>2006-05-28T22:40:35.420+03:00</updated><title type='text'>Şans...</title><content type='html'>Bir gazeteden alıntıdır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün Babil Hükümdarı, Pers İmparatoruna satranç oyununu hediye olarak gönderir ve içine de bir not bırakır : Kim daha çok düşünüyor, kim daha çok biliyor ve kim daha ileriyi görüyor ise kazanan odur. İşte hayat budur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pers İmparatoru hediyeyi alıp notu okuduktan sonra oyunun sırrını çözmesi ve yeni bir oyun yapması için başvezirini görevlendirir. Aradan geçen sürede başvezir oyunun sırrını çözer ve sonraki on gün içinde de tavla oyununu yaparak imparatorun huzuruna sunar. İmparator oyunu hediye olarak Babil Hükümdarına yollar ve içine de bir not bırakır : Evet, Kim daha çok düşünüyor, kim daha çok biliyor ve kim daha ileriyi görüyor ise kazanan odur, ama bu biraz da şanstır. İşte hayat budur...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23377139-114884523539923184?l=onbesgemici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://onbesgemici.blogspot.com/feeds/114884523539923184/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=23377139&amp;postID=114884523539923184' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/114884523539923184'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/114884523539923184'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://onbesgemici.blogspot.com/2006/05/ans.html' title='Şans...'/><author><name>Desem de inanma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07771132423468262006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SN5lkeAkYuI/AAAAAAAAAA8/ViINfFyTDJo/S220/alley.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23377139.post-114761963484937722</id><published>2006-05-14T18:07:00.000+03:00</published><updated>2006-05-14T18:13:54.850+03:00</updated><title type='text'>Melankoli Nöbetlerim...</title><content type='html'>1 saat kadar önce yaşadığım bir diyalog ile müstakbel aşk hayatım başlamadan bitiverdi (yine mi?) Hem de bu biten olayın, bir önceki biten olayla neredeyse tamamen (tamemen derken bütün haliyle, herşeyiyle) örtüşmesi, bende garip düşüncelerin birden ortaya çıkmasına sebep oldu... Sorun bende mi diyeceğim ama olmadığını biliyorum... Şans mı diyeceğim, bir ihtimal olmakla beraber mantıklı bir açıklamasının olmaması, tatminkarlıktan uzak bırakıyor insanı... Aşk artık benim için fazla bir anlam ifade etmiyor (yalan), zaman geçtikçe aradığımı bulamayacağıma dair hissim kuvvetleniyor (doğru), sanırım bu seçiciliğim yüzünden, yapayalnız bir adam olarak bir köşede tek başıma hayatımı geçirip, veda edeceğim bu dünyaya (belki), dışarıda her gün gördüğüm boya-badanadan çıkmış tipleri gördükçe aşka olan inancım tekrar tekrar sıfırlanıyor, hepsine teker teker lanet okuyorum, allahtan onlara biraz da olsa bilinç, akıl ve fikir bahşetmesini diliyorum (doğru) Ne aşkından bahsediyorsun amcam yaa... Ben zaten olmuşum aşık... Yalnızlığa aşık, acıya aşık... Neyse, bir nevi iç dökme olsun bu da... Kusura bakmayın, batırdım ortalığı... Hadi dağılın...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23377139-114761963484937722?l=onbesgemici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://onbesgemici.blogspot.com/feeds/114761963484937722/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=23377139&amp;postID=114761963484937722' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/114761963484937722'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/114761963484937722'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://onbesgemici.blogspot.com/2006/05/melankoli-nbetlerim_14.html' title='Melankoli Nöbetlerim...'/><author><name>Desem de inanma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07771132423468262006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SN5lkeAkYuI/AAAAAAAAAA8/ViINfFyTDJo/S220/alley.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23377139.post-114759354977725749</id><published>2006-05-14T10:57:00.000+03:00</published><updated>2006-05-14T10:59:09.786+03:00</updated><title type='text'>Bir ihanet anı...</title><content type='html'>O halde, git... Bundan başka dünyalar da var...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23377139-114759354977725749?l=onbesgemici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://onbesgemici.blogspot.com/feeds/114759354977725749/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=23377139&amp;postID=114759354977725749' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/114759354977725749'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/114759354977725749'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://onbesgemici.blogspot.com/2006/05/bir-ihanet.html' title='Bir ihanet anı...'/><author><name>Desem de inanma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07771132423468262006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SN5lkeAkYuI/AAAAAAAAAA8/ViINfFyTDJo/S220/alley.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23377139.post-114275165885246288</id><published>2006-03-19T08:54:00.001+02:00</published><updated>2008-09-27T23:33:08.324+03:00</updated><title type='text'>Ah konserler ah...</title><content type='html'>Yabancılar bizdeki konser açlığını farketmiş olacak ki gelen gruplar cebimizdeki paraları sömürürcesine fiyat koyuyorlar. Tabi, canım metal dinleyicim de "abi blind guardian gelmiş gitmezsem ölürüm nığaaaa" modunda olduğu için gitmesi farz oluyor. Bu yüzden cebindeki her kuruşu konsere yatırıp, gerekirse aç kalıp, açıkta kalıp gidiyor o konsere. Ama bakınız ben gidemiyorum hiçbirine.. Okul denen illet sağolsun her şeyimi engelliyor. Yalnız, ölmeden (ve grup dağılmadan) bir kere Maiden konserine gidebilsem gözüm açık gitmez. Gelin artık..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23377139-114275165885246288?l=onbesgemici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://onbesgemici.blogspot.com/feeds/114275165885246288/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=23377139&amp;postID=114275165885246288' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/114275165885246288'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/114275165885246288'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://onbesgemici.blogspot.com/2006/03/ah-konserler-ah.html' title='Ah konserler ah...'/><author><name>Desem de inanma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07771132423468262006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SN5lkeAkYuI/AAAAAAAAAA8/ViINfFyTDJo/S220/alley.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-23377139.post-114142213132189125</id><published>2006-03-03T23:36:00.001+02:00</published><updated>2008-09-27T23:40:25.828+03:00</updated><title type='text'>Bir gece vakti</title><content type='html'>&lt;span style="color:#666600;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Tepenin başında üç kişiyiz, bir ben,bir çam ağacı , bir de eski bir bisiklet...Bisiklet mi yoksa motorsiklet mi o? Kimbilir, kimin umrunda? İki tekeri var ya, altından asfalt, üstünden rüzgar akıp geçiyor ya yetmez mi? Tepeyi saymalı mıyım acaba bir dördüncü kişi olarak, sessiz ama her daim orada? Peki ya tepe beni adamdan sayıyor mu? Ya çam ağacı? O farkında mı gölgesinde yattığımın?&lt;br /&gt;Uranyum 235 atomu ne dengesiz,ne terbiyesiz atommuş öyle... HÖT desen patlayası geliyor ortalığı tarumar edercesine. Halbuki Uranyum 238 öyle mi? Ne kadar efendi ne kadar kendi halinde bir izotop,taa ki mermi olup kafamı gözümü patlatana dek! U-235 sayıca daha ufak, nasıl oluyor da U-238 ondan daha fakir sayılıyor? En dış elektron kabuğundaki fazladan üç işgüzar elektronun işi bu dengeli olma hali, en dış yörüngeyi kırmak ne kadar zorsa o kadar fakir sayılıyor dinine yandığımın izotopu! Niye fakir demişler ki peki, sırf senin canın istediğinde patlayıp kundaktaki bebeği buharlaştırmayı reddettiği için mi tabiatı gereği? Uranyum kendi halinde... Terbiyesiz olan insanoğlu sanki!!&lt;br /&gt;Tepenin üstünde üç kişiyiz,tepeyi de katarsan dört! Ama tepe beni hesaba katıyor mu, bak onu hiç bilemiyorum. Hem dur bakalım, bu tepenin ciddi ciddi bir tepe olduğu ne malum? Belki bir kral mezarıdır insan elinden çıkma, olamaz mı? Belki ben nefes alıyorum da, aşağıdan mumyalanmış bir kralın cesedi gıcık kapıyor bana, ona inat nefes aldığımı zannedip? "Sen elbette geleceksin bu tarafa terbiyesiz eşşek senii" diye gıcırdatıyor belki de dişlerini kral efendi sandukasının içinden bana şimdi, etrafında türlü altın yığılı, en sevdiği hizmetçileriyle gömülü benim şu "altı üstü bir tepe yahu" deyip geçtiğim toprak yığını altında. Ama umrumda mı benim? Kralını tanımam bak orası bambaşka bir konu!&lt;br /&gt;Tepenin üstünde üç kişiyiz, tabi çam ağacı kişilik bölünmesi geçiriyorsa bilemem, psikolog muyum ben yahu? Sermişim postumu çimene,tatlı tatlı pipomu tüttürüyorum melteme karşı, dünya yansa derdim değil! Ne çok oldu çizmelerimi çıkarıp çimleri ayaklarımın altında hissetmeyeli! Ne çok oldu daha başka pek çok şeyi yapmayalı! En son ne zaman pamuk şekeri yedim mesela? Çocukken pamuk şekerini pamuktan yapılıyor sanmazdım ben, benim kafamın basmadığı toz şekerin nasıl olup da o dönen zamazingonun içinden tel tel püskürüp tahta çubuğa yapıştırdığıydı kendini. Büyüyünce öğrendim ki ısının marifetiymiş şekeri çekip uzatan, ayrıca tabi bir de merkezkaç kuvveti! Ama benim hafızamda merkezkaç kuvveti, babamın elimden sevgiyle tutan kocaman eli kadar yer kaplamaz, ne de öbür elimdeki pamuk şekerinin çubuğundan parmağıma giren körolasıca kıymık kadar! Hoplaya zıplaya giderken neşeyle bir elimde babamın eli, bir elimde pamuk şekeri, nasıl da canımı sıkıvermişti o koca kıymık? Eh be adam insan düzgün bir parça tahta kullanır bari...&lt;br /&gt;Tepenin üstünde üç kişiyiz, tepeyi de sayarsan dört! Kralı boşver tepenin altında yatan, zaten adam olsa altınla gümüşle gömdürmezdi kendini! Sen hem milletin canına oku yıllar yılı "hehehöööyyyy kralım ben kraaal!!!!" diye, hem de giderayak bir ton masraf çıkar, olacak iş mi? Tam da halk " Ooohhhh zıbardı dana yavrusu!" diye sevinirken,bırakın canım, sözünü etmeyin bana şu herifin! kapatalım bilahare bu bahsi, diyelim ki üç kişiyiz tepenin üstünde, ucunda ölüm yok ya? Aslında var ucunda ölüm, herşeyin ucunda var ölüm ucundan kıyısından. Sen daha bana sor "Hayatın anlamı ne ola ki?" diye deli danalar gibi, sen bulana kadar atı alan Styx Nehri'ni geçti. Sakın kral bu yüzden doldurmuş olmasın altını gümüşü mezara, hani olur ya orada bir Styx varsa, üzeinde de bir kör kayıkçı, ve şans bu ya hani, kayıkçı tutup bir altın sikke isterse! olur mu olur! Demiştir herhalde kral ölüm aklına geldikçe, kefen parası yok tabi o zamanlar, çünkü kefen yok, balmumu var, eh kral nasıl ayrılsın sandık sandık altınlarından? Aman be adam, kralın derdi beni mi gerdi? Varsın dert anlatsın şimdi kayıkçıya!&lt;br /&gt;A+B=C, bu kadar basit! A'ya bir dersek, B de iki olsa terbiyesini takınıp! C tabi ki üç olacak, hayvanlığın lüzumu yok efendiler! Velhasılı kelam, tepenin üstünde üç kişiyiz, çünkü kral kalkıp iki kadeh atmaya gelemedi!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;M. Berker Güngör@Level&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/23377139-114142213132189125?l=onbesgemici.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://onbesgemici.blogspot.com/feeds/114142213132189125/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=23377139&amp;postID=114142213132189125' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/114142213132189125'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/23377139/posts/default/114142213132189125'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://onbesgemici.blogspot.com/2006/03/bir-gece-vakti.html' title='Bir gece vakti'/><author><name>Desem de inanma</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07771132423468262006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-OOaTepnagQ/SN5lkeAkYuI/AAAAAAAAAA8/ViINfFyTDJo/S220/alley.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry></feed>
