Pazar, Mayıs 14, 2006

Melankoli Nöbetlerim...

1 saat kadar önce yaşadığım bir diyalog ile müstakbel aşk hayatım başlamadan bitiverdi (yine mi?) Hem de bu biten olayın, bir önceki biten olayla neredeyse tamamen (tamemen derken bütün haliyle, herşeyiyle) örtüşmesi, bende garip düşüncelerin birden ortaya çıkmasına sebep oldu... Sorun bende mi diyeceğim ama olmadığını biliyorum... Şans mı diyeceğim, bir ihtimal olmakla beraber mantıklı bir açıklamasının olmaması, tatminkarlıktan uzak bırakıyor insanı... Aşk artık benim için fazla bir anlam ifade etmiyor (yalan), zaman geçtikçe aradığımı bulamayacağıma dair hissim kuvvetleniyor (doğru), sanırım bu seçiciliğim yüzünden, yapayalnız bir adam olarak bir köşede tek başıma hayatımı geçirip, veda edeceğim bu dünyaya (belki), dışarıda her gün gördüğüm boya-badanadan çıkmış tipleri gördükçe aşka olan inancım tekrar tekrar sıfırlanıyor, hepsine teker teker lanet okuyorum, allahtan onlara biraz da olsa bilinç, akıl ve fikir bahşetmesini diliyorum (doğru) Ne aşkından bahsediyorsun amcam yaa... Ben zaten olmuşum aşık... Yalnızlığa aşık, acıya aşık... Neyse, bir nevi iç dökme olsun bu da... Kusura bakmayın, batırdım ortalığı... Hadi dağılın...

4 yorum:

Bir Garip Vampir dedi ki...

Gerçi Platon "Aşk acı veren bir hastalıktır" demiş ama üzülme, bu da gelir bu da geçer. Dünyada kız mı yok? Zaman gelir sen de bulabilirsin, bir adet kendine uygun aşk. Ve sonra mutluluk içinde yaşarsınız diyeceğim ama işler bu kadar basit olmadığı için diyemiyorum.

Yalnızlık iyidir, doğurgandır, ama acı vermediğini kimse söyleyemez. Aşk denilen o duygusal yoğunluktan öte, insan hayatını paylaşacağı birine bencilce ihtiyaç duyuyor. Çünkü zordur bütün bir hayatı yalnız başına geçireceğini düşünmek; hele insan yaşlılığını, bir şefkatli ele ihtiyaç duyacağı hastalık zamanlarını, dar zamanlarını düşündüğünde yanında birinin olmasını arzu eder. Yalnızlığı bir yaşama biçimi olarak kabul edenlerin, bu durum karşısında rahatsız olmamaları çok zor.

Her neyse... İnsan yeterince istiyorsa bir çözüm bulabilir diye düşünelim, umut edelim.

Desem de inanma dedi ki...

Valla, doğru diyorsun Vampir, ve benim orada eksik bir kullanımım olmuş galiba... Aşktan bahsederken yanına hayatımı paylaşacağım birini eklemeyi unutmuşum... Aslında beni endişelendiren de bir bakıma bu belirsizlik... Garip bir şekilde tarih tekerrür ediyor ve ben yine aynı şekilde ellerim boş bir halde kalakalıyorum... Zamana bırakıyorum, ne ölçüde çare olacağını yine zaman, kendi, gösterecek... Tavsiyelerin için sağol...

Kaan dedi ki...

Umut ?!?

Umut etmek işkencenin süresini uzatır demişti hepimizin bildiği bir şahsiyet umut etmek saçma, umut etmek boş, umut etmek gereksiz bence artık.

Aşk ?

Aşk eğer sadece el ele tutuşmak, dudakları değdirmek, sevişmekse olmasın daha iyi. Aşk anlayışı bu ise yakınıma bile uğramasın daha iyi, bu iki insanın birbirini kullanmasıdır sadece başka hiçbirşey değildir. Bile bile katlanmaktır.

Zamana bırakmak lazım evet, fakat umut etmemek lazım. Gelmesini beklemeden yaşamak buna ve yanlızlığa alışmak lazım.

Şu an iki kişiyiz burada, ben ve yanlızlığım.

Bir Garip Vampir dedi ki...

Umut etmemek... Eğer ki, seçimleriniz sizi yeteri kadar mutlu etmemişse, tatmin etmemişse ve yine de daha iyisini umut etmiyorsanız(böyle bir şey mümkünse tabii) söz konusu mevzularda yolun sonuna gelmişsinizdir gerçekten.

Bir sonraki anı varsaymadan, sadece şimdiyi düşünerek yaşamak şairâne bir şeydir ama mümkün müdür? Olacakları zamana bırakmanın kendisi bile gizli bir umut taşır.