Çarşamba, Şubat 07, 2007
Pentagram Konseri
Herşey, 30 Ocak günü, Adapazarı’nda biletix satış noktası bulunmaması yüzünden İzmit’e gidişimizle başladı. Sabancı Kültür Merkezi’ndeki satış noktasından biletlerimizi aldıktan sonra, arkadaşım Alperen ve ben, konser gününü beklemeye koyulduk. Bekleyişimiz 4 Şubat günü son buldu ve biz büyük umutlarla Adapazarı – Haydarpaşa hattındaki trene binerek yola koyulduk. Yolculuk boyunca maksimum dozda müzik ile zihnimizi şarj ettik tekrardan. Fotoğraf makinelerimiz de hazır ve pillerimiz de tamdı, yedek pilleriyle beraber tabi ki. Yol boyunca, sanayi tesisleri gördük. Arada sırada, duraklardan siyah giyimli, her halinden metal müzik dinlediği belli olan insanlar da bindi trene, konsere geliyorlardı onlar da. Neyse efendim vardık Bostancı’ya, indik, gezdik, bir şeyler atıştırdık ve Bostancı Gösteri Merkezi’nin yolunu tuttuk. Ortam, deyim yerindeyse, mahşer kalabalığı gibi kaynıyordu. Her tarafta siyah giyimli gençler bulunuyordu, ki bu gençlerin azımsanamayacak bir çoğunluğunu 18 yaş altı kitle oluşturuyordu. Bunları, oradan oraya koşuşturmalarından ve bağırıp çağırışmalarından anlayabilmek mümkündü. Durumu anlamaya çalışarak biraz bekledikten sonra sıraya girdik. Biletler bedavaya gelmişti, bu yüzden karaborsada 60 milyona kadar çıkan bilet fiyatlarını duyduğumuzda biletleri satıp geri dönme fikriyle bocalandık bir an J Sonra Pentagram aşkı ağır bastı ve girmeye karar verdik. İçeriye girdikten sonra, montlarımızı vereceğimiz vestiyerde ilk mücadelemizi başarıyla verdik. Ama vestiyerin paralı oluşu (gözünü seveyim Saklıkent) kötü bir ayrıntı. Bundan sonra konser salonuna girdik ve bir hayli kalabalık bir ortamla karşılaştık. Konser başlamadan hemen önlerde bir yere yerleşebilmek için mücadeleye başladık. En ön sıranın 4-5 kişi arkasına kadar güç bela ilerledik, ve açık konuşayım, ellenmedik yerim kalmadı. Bu yere vardığımızda daha da ileri gidemeyeceğimizi anladık ve orada kalmaya karar verdik. Birden etrafıma bakınca, 18 yaş üstü pek fazla kişi olmadığını ve çevremde bulunan çoğu kişinin ipini koparıp o konsere geldiğini fark ettim, çünkü gözü dönmüş bir şekilde pogo yapmaya başlamışlardı. Pentagram bir thrash grubudur ve thrash konserlerinde pogo yapılmaz. Metal müzikle biraz ilgilenen bir insan bile bilir bunu. Ama o ortamda bulunan arkadaşlarım, herhalde içeriği yanlış kapmış olacak ki, bir biten pogo dalgasının arkasına, misilleme niyetine diğer bir pogo dalgasına başladılar. Bu dalgalar silsilesi yaklaşık 15 dakika kadar sürdü ve arada hoşaf olduk resmen, pogo olayının da afedersiniz, boku çıktı. Bu dakikadan sonra konser başladı da kurtulduk diye sevinirken, yanlış düşündüğümüzü, üzücü bir şekilde anladık. Nefes almanın bile güçleştiği bir ortamda bulduk kendimizi ve hemen geri çekilmeye karar verdik. Arkaya doğru yol alırken No one wins the fight çalıyordu. Allahtan geri geldiğimizde fazlaca bir şey kaybetmeden dinleyebildik. Daha sonra “Şeytan bunun neresinde” çaldılar ve “bir” ile beraber kesintisiz dinleyebildiğim iki parçadan biriydi, sonuna kadar eşlik ettik haliyle. Ama dertler arka tarafta da bizi bırakmadı. Çünkü konsere değil de ortam yapmaya geldiklerini tahmin ettiğimiz, hem yaşça hem de boyca küçük kızlar, zaten sıkışık olan ortamda ikide bir bizi rahatsız ederek oradan oraya geçmek suretiyle seyir zevkimizin içine ettiler. Headbang yapacağım diye sağdakine soldakine kafa atan mı ararsınız, şarkıya eşlik edeceğim diye tükürük saçanları mı? Konserin en ilginç olaylarından biri de, grubun ilk iki albümünün vokali olan Ogün Sanlısoy’un sahneye çıkması sırasında “popçular dışarı” diye tezahürat yapılmasıydı, ki tahminimce bunu yapan güruh, grubu, Anatolia ve Unspoken’dan ibaret sanan genç tayfaydı. Allahtan, Ogün buna aldırış etmeden çıktı ve iki şarkı arka arkaya patlattı. Bağıranlara da kapak olmuş oldu. Sonuç olarak konseri bitirdik. Dışarı çıktığımızda gördüğümüz, yaşça bizden büyük olan orta yaşlı insanlar, ki oldukça kalabalıklardı, konserdeki çocuklarını almaya gelen anne babalarmış. Buradan da içerideki genç popülasyonu hesaplayabildik bir nevi. Sonra da Adapazarı’na geri döndük. Ama pek güzel bir konser deneyimi olduğunu söyleyemeyeceğim ve bir kez daha 18 yaş sınırı konulmasındaki ısrarımı tekrar edeceğim.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

1 yorum:
Bakalım ankara konseri nasıl olacak..:/
Yorum Gönder